Milyonlarca

Şimdi sen milyonlarca insana milyonlarca kez beni sevdiğini haykırsan da, 

Milyonlarca kez özür dileyip af için Okumaya devam et

Reklamlar

Bir ayrılık sahnesi

-Merhaba.
+Merhaba… Uzun zaman oldu değil mi?
-Evet, sanırım öyle. Nasılsın?
+İyiyim, sen?
-Ah, teşekkürler. Ben de iyiyim. 
+Saçlarını kestirmişsin.
-Ya evet. Sıcaklarda tahammül edemiyorum da.
+Anlıyorum. “Sana uzun saç çok yakışıyor” derdim hep.
-Öyle mi? Aa evet doğru ya. (Nasıl da okşardın saçlarımı… Koklardın. Bu yüzden kıydım ya onlara zaten.)
+Neyse, gideyim artık. Arkadaşlar bekliyor sahilde.
-Git.. -dedi kadın fısıltıyla- Hep yaptığın gibi…
+Pardon?
-Y-yok bir şey. İyi eğlenceler diyorum.
+Ah, sağ ol. -Elini uzattı adam tokalaşmak için. Kadın duraksadı. Ürktü. O ellere nasıl da hasretti. O da elini uzattı. Tokalaşırken birden sımsıkı sarıldılar.-
-Kokun… Nasıl özlemişim.
+Sus… Bu anı kelimelerle katletme. Yalnızca daha da sokul göğsüme.
-Daha sıkı sarıl… Formunu kaybetmişsin. Kırsana kemiklerimi, ne duruyorsun? dedi gülümseyerek.
+İncitmekten korkuyorum.
-Keşke zamanında endişelenseydin bunun için. 
Adam bir anda çekti kollarını. Tam uzaklaşıyordu kadın elini göğsüne götürdü:
-Bak! Bak tam buram acıyor! Buram buram özledim seni yokluğunda. Güldüğünde yanağında oluşan çizgileri, burnumu boynunda gezdirmeyi… Sesini… Buram buram özledim işte.
+Ben bir saniye daha kalırsam gidemeyeceğim.
-Gitme işte. Lütfen. Gururumu yine serptim ayaklarına bak. Dudaklarımı dudaklarına dikmek istiyorum ben yine. Sen de özlemişsin. Kalp atışlarından belli. Öleceksin heyecandan sanki.
+Ben… Ben gitmek zorundayım. Lütfen böyle yapma. Dedi adam gözleri dolu dolu olmuştu.Kadın iç çekti. Sevindi. Hala gözlerinde kendini görebiliyordu. Adamın telefonu çaldı. Kadın ellerini bıraktı:
-Bak istersen. dedi. Adam telefonuna baktı. “Eşim” yazıyordu. Kadının dünyası başına o an yıkıldı. Dokunamadı bir daha. Parmağına baktı adamın. Evet, yüzüğü oradaydı. Neden daha önce bakmamıştı ki?
Adam konuşacak oldu ki, kadın;
-Ona da böyle sıkı sarıl hep. Hiç gitmeyeceğine inandır onu da. Hoşçakal. Dedi ve arkasına bakmadan gitti. Bu gidiş bu kez gerçekten bitişti…

 

-Tuğba Karademir-

 

 

İyi aç gözlerini.

Hep sevsen ya beni, çok mu zor ki?
Anlamıyorum.
En çok beni sev. Hep ilgilen falan.
Bak benden çok önemseyemez kimse seni.
İyi aç gözlerini.
Pişman olursun bensiz kalırsan.
Sevemezler benim kadar demeyeceğim ama sen ağzına sıçtığında kimse hala ‘üstü açık uyumuyordur inşallah, bu gece hava epey soğuk’ diye düşünmez bütün bir kış boyunca.
Tırnaklarından sakallarına kadar aşk beslemezler sana canımın dibi.
İyi aç gözlerini.
Sen benimle değil başkasıyla olursan ilerde o başkası bu aşkın yası olur.
Öldün saymam da öldük bilirim sonrasında.
Özlemlerimin özeli, sıkılırsın belki bu koca sevdadan ama gidersen bıkılırsın başka kollarda.
Kimse katlanamaz senin saçmalıklarına ve kimse aşık olamaz saçlarına.
Sokulamazlar göğsüne benim gibi.
Ah sevgili, bir susup bin yaktın canımı da asıl şimdi görmelisin gözlerimdeki çaresizliği…

Tuğba Karademir